Tarihin En İlginç Casusluk Hikayesi

Tarihte görülmüş en enteresan ajanın hikayesini paylaşacağım bugün sizlerle. Yaşamı baştan sona film gibi olan Juan Pujol Garcia’nın II. Dünya Savaşı’nda geçen hikayesi bu.

Barcelona’da doğmuş olan Garcia bir tavuk çiftliği yöneticiliği yapmaktadır. İspanya’da yaşanmakta olan iç savaş sırasında 20’li yaşlarında olan bu gencin ideolojik saplantıları yoktur. Liberal bir aile ortamında büyümüş Garcia bu iç savaş sırasında tek kurşun bile sıkmamış ve insan hayatını önemseyen bir kişiliğe sahiptir. İç savaş döneminde komünistler ve faşistler arasında kalan Garcia her iki grupla da temas kurup, hiçbirine bağlanmamış ve onlarla adeta ‘oynamıştır.’

Garcia
Juan Pujol Garcia

3 yıl sonra II. Dünya Savaşı patlak verdiğinde bu tavuk çiftçisi genç adam İngiliz Hükümetine başvurarak İngiliz ajanı olmak istemiştir. İngiltere’den ret cevabı alınca ise İngiltere’ye bağlı bir ajan olabilmesi için farklı bir yol seçmesi gerekmiştir. Çift taraflı ajan olabilmek için Alman istihbaratı ile iletişim kurmak gibi bir çılgınlığa girişmiş ve Alman istihbaratında ‘Abwehr’ olarak tanınmaya başlamıştır.

Tek kelime İngilizce bilmemesine, tek gün bile İngiliz ajanı olmamasına hatta Lizbon’da yaşıyor olmasına rağmen bir şekilde Almanları İngiltere için çalışan bir diplomat olduğuna ikna etmiştir. Bir şekilde bu öyküye ikna olmuş Almanlar ona eğitim verip kaynak sağlamaya başlamışlardır. Adada bir casus ağı kurma görevi ise ilk görevlerinden olmuştur.

Bu görevler sırasında Lizbon kütüphanesinde Britanya’ya dair ne bulduysa okumaya koyulmuş olan Garcia -Almanlar içinse ‘Abwehr’-, hayali bir ajan networkü kurmuştur. 27 kişilik hayali casuslar listesindeki her isim için bir geçmiş de yaratan bu gönüllü ajanın hikayesi her adımda daha da heyecan verici olmaya başlar.

Hayali orduların hareketlerini Almanya’ya bildiren Garcia’nın fabrikasyon öyküleri Almanlar için şüphe uyandırmamıştır. Almanların Ajanı ‘Arabel’’in bu durumu çok geçmeden İngilizler tarafından fark edilmiştir. Ve sonunda İngilizler için çalışmaya başlayan Garcia İngiltere tarafındansa ‘Garbo’ lakabıyla anılmıştır. İspanyolca ve İngilizce’yi çok iyi bilen Britanya’da Güvenlik şefi Tomas Harris ile çalışan Garbo Almanlara sahte istihbarat sağlamaya devam etmiştir.

Bir İngiliz ajan olarak Londra’ya nihayet taşınan Garcia eşini ve çocuklarını da yanına almıştır. Başlarda her şey tıkır tıkır işlemeye devam etmektedir. Almanlara İngiliz kuvvetlerinin hareketlerine dair sahte istihbarat üretmeye devam etmektedir. Farklı yollar da denemeye koyulmuştur elbet: örneğin çok önemli ve doğru bir istihbaratı kasten geç göndermek gibi.

EŞİ YÜZÜNDEN NEREDEYSE YAKALANIYORDU

Zamanla önemi daha da artan bu enteresan eski tavuk çiftliği yöneticisi şimdinin ajanının en önemli görevi ise planlanan bir çıkarma için Nazileri yanıltmaktır. Üstelik bu ‘planlanan çıkarma’ savaşın kaderini değiştirmiş olan Normandiya çıkarmasıdır. Normandiya çıkarmasının yerini Nazilere Pas de Calais olarak geçmiştir. Her şey mükemmel şekilde gitmekte, Almanlar ve İngilizler bu ajanın ‘hizmetinden’ son derece memnun kalmaktadır.

Ta ki bir gün Garcia’nın eşi Araceli Gonzalez de Pujol adeta kontrolden çıkana dek. Londra’da tek kelime İngilizce bilmeden yaşayan Araceli Gonzalez bu şehirden nefret etmiş, evde yaşamaktan bıkmış ve İspanya’ya geri dönüp Annesini görmeyi talep etmektedir.

Bu istekleri son derece tehditkar bir hal almıştır. Açıklanmış MI5 belgelerine göre eşinin sorumlusu olan ajan Tomis Harris’e bağırarak eşi ile 5 dakika bile yaşamaya tahammül edemeyeceğini, kendisini öldürseler bile İspanyol elçiliğine gideceğini söylemiştir.

Juan Pujol ve Eşi Araceli
Juan Pujol ve Eşi Araceli

İspanyol elçiliğine gitmek demek Garcia’nın ajan kimliğinin ifşa olması ve bilgilerin faşist network’üne geçmesi anlamına gelmektedir. Çıkarma günü git gide yaklaşırken, Garcia bu tehlikeyi bir an önce bir şekilde halletmeli ve eşinin kontrolünü sağlamalıdır.

Hiç şüphesiz Garcia nam-ı diğer Garbo zeki bir adamdır. MI5’teki dostu ile birlikte eşini bir hikaye ile kandırmayı başarır.

İngiliz İstihbaratı MI5’ten ajanlar Garcia’nın evine gelir ve eşi Araceli’ye Garcia’nın tutuklandığını söylerler. Tutuklamanın sebebi de Araceli’nin Elçiliğe gideceğine dair tehditleridir. Bunu duyan Araceli göz yaşlarına boğulur ve ajanlara eşini görebilmek için yalvarır. Bir sonraki gün Batı Londra’daki MI5 binasına gözleri bağlı bir şekilde götürülen Araceli eşini sakalları uzamış ve kamp elbiseleri içinde bulur. Bu görüntü ile sarsılan Araceli görevlilere asla gerçekten elçiliğe gitmeyi düşünmediğini, eşini ifşa etmek gibi bir niyetinin olmadığını, sadece İspanya’yı çok özlediği için kontrolünü kaybettiğini söyler. Ve ekler: eğer eşi salınırsa ona görevinde her şekilde yardımcı olacağı sözünü verir. Böylece Garcia’nın bir planı daha başarı ile sonlanmış ve tehdit elimine edilmiştir.

Garcia hapisten ‘salındıktan’ sonra çıkarma gününe dair hazırlıklarına devam etmiş ve Almanları çıkarma yapılacağı yer konusunda yanıltmak için yönlendirmelerini sürdürmüştür. 1944 Haziran’ındaki böylesi bir çıkarma için bu yanlış bilgilendirme çok kritiktir. Ve bu büyük avantaj Nazilere karşı sağlanmıştır.

Bu muhteşem yaşamöyküsüne sahip çift taraflı ajan hem İngiliz Kral 6. George hem de Nazilerden madalya almayı başarmış bir ajandır.

İngiliz ve Alman Madalyası

Savaş sona erdikten sonra Nazilerin intikamından çekinen Garcia kendi ölüm hikayesini de uydurmuştur. Angola’da sıtmadan öldüğüne dair haber yayılmıştır. Daha sonra ailesi ile Venezuela’ya yerleşmiştir. Araceli’den boşanmış ve başka bir kadınla aile kurmuş olan bu enteresan yaşamöyküsünün kahramanı 76 yaşında yani 1988 yılında Venezuela’nın başkenti Caracas’da hayata gözlerini yummuştur.

Sahte istihbaratlarla Almanları yanıltan, sahte bir ordudan haberler veren Garcia II. Dünya Savaşı’nın en etkili kişileri arasında yer alır. Onun çift taraflı ajan kimliği savaşın üzerinden yıllar geçmesine rağmen ifşa olmamıştır. Belki de bu yüzden çok fazla bilinmemektedir.

Not: Bu yazının İngilizce kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.