Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kuruluşu

Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı’nda Almanya’nın yanında yer alınca 5 Kasım 1914 tarihinde İngiltere tek taraflı olarak 1878 Berlin Antlaşması’nı hükümsüz bırakarak Kıbrıs’ı ilhak etmiştir. Osmanlı Devleti bu tek taraflı ilhakı tanımamış ve protesto etmiştir. Ancak en sonunda 1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması ile İngiltere’nin Kıbrıs üzerindeki hükümranlık hakkı tanınmış ve 1878 tarihli Berlin Antlaşması’nın feshi kabul edilmiştir. Böylece Kıbrıs bu tarihten itibaren İngiltere’ye bağlı bir sömürge olarak yönetilmiştir.

Kıbrıs’ta bulunan Ortodoks Kilisesi, ada yönetiminin İngiltere’nin eline geçmesini fırsat bilerek Kıbrıs’ın Yunanistan ile birleşmesi (ENOSİS) için çabalamaya başlamıştır. Yunanistan da aynı şekilde bu dönemi fırsat bilmiş ve adayı ilhak edebilmek amacıyla İngilizlerin tutumlarından yararlanmaya başlamıştır. Kıbrıs konusu 24 Eylül 1954’de Birleşmiş Milletlerin gündemine gelmiş ancak komisyonda uzun süren tartışmaların ardından 17 Aralık 1954’de “sorunun” bir müddet Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda görüşülmemesine karar verilmiştir.

Yunan Hükümeti ve Kıbrıs Ortodoks Kilisesi Birleşmiş Milletlerden istediği sonucu alamayınca gizli bir örgüt olan EOKA kurulmuş ve bu teşkilat, öncelikle Kıbrıs’ta kendi prensiplerini kabul etmeyen Kıbrıs Rumlarına, sonra İngilizlere ve son olarak da Türklere karşı tedhiş hareketlerine başlamıştır.

İngiltere, 1955 yılında Londra’da “Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Hakkında Üçlü Konferans” adı altında bir toplantı düzenlemiş ve bu toplantıya Yunanistan’ın yanında Türkiye de davet edilmiştir. Bu konferansta Yunanistan ENOSİS, Türkiye statükonun devamını aksi takdirde Kıbrıs’ın Türkiye’ye ilhakını, İngiltere ise ‘Self- Government’ sistemini teklif etmiştir. Görüşler birbiriyle bağdaşmayacak nitelikte olduğundan 7 Eylül 1955’de Konferans herhangi bir sonuç elde edilemeden dağılmıştır.

1958 yılında Yunanistan ve Kıbrıs Rumlarının krizi tırmandırma çabaları ve adada gerginliğin artması sonucu NATO ve Birleşmiş Milletler’ in girişimleri ile 1955 yılında terk edilen Londra görüşmeleri yeniden başlamıştır.

LONDRA ANTLAŞMASI VE KIBRIS CUMHURİYETİ’NİN KURULMASI

11 Şubat 1959 tarihinde Türk ve Yunan Başbakanları Kıbrıs’ın gelecekteki anayasası ve bağımsızlığı ile ilgili temel konularda prensiplerin ortaya konulduğu Zürich Antlaşması’nı imzaladılar. Bu Antlaşmanın İngiltere ile Kıbrıs’ın Türk ve Rum toplumu temsilcileri tarafından da kabul edilmesi gerekiyordu. Bunun için taraflar Londra’da toplandı. Taraflar 19 Şubat 1959’da Zürich Antlaşması’nı teyit eden Londra Antlaşması’nı imzaladılar.

Londra Antlaşması

Bu antlaşmaları esas alarak hazırlanan Kıbrıs Anayasası, Garanti ve İttifak Antlaşmaları da 15-16 Ağustos 1960 gece yarısı imzalanarak, Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti 16 Ağustos 1960’ta ilan edilmiştir.

Garanti Antlaşması Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’ye yeni oluşan anayasal düzeni korumak yükümlülüğünü vermekte ve bu üç ülkeye anayasal düzenin bozulması halinde düzeni yeniden tesis etmek üzere hep birlikte veya ayrı ayrı harekete geçme olanağı veriyordu. İttifak Antlaşması ise Türkiye ile Yunanistan’a Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına ya da ülkenin bütünlüğüne karşı yöneltilen saldırılara karşı koyma sorumluluğunu koyuyor ve bu amaçla adada asker bulundurmalarına imkan tanıyordu.

Zürich ve Londra Antlaşmalarına göre, Kıbrıs Cumhuriyeti, Kıbrıs’taki iki toplumun (Türk ve Rum) ortaklaşa yetki ve sorumluluğuna dayanmaktaydı. Kıbrıs Devleti’nin kuruluş anlaşmaları ve Kıbrıs Anayasası bir yandan toplumların (Türk ve Rum) egemenliğini sınırlandırırken, diğer yandan egemenliğin geri kalan kısmının iki toplum arasında paylaşılması ilkesini içeriyordu. Kıbrıs’ın başka bir devletle kısmen ya da tamamen birleşmesi ya da ülkenin bölünmesi Anayasa tarafından yasaklanıyordu. Anayasanın temel maddelerinin değiştirilmesi garantör ülkelerin onayına bağlıydı. Yani başka bir ifadeyle Kıbrıs Rum ve Türk toplumlarının bu yöndeki isteği tek başına yeterli değildi. Kıbrıs Anayasası tarafların siyasal eşitliğine dayanıyordu. Cumhurbaşkanı Kıbrıslı Rum, Cumhurbaşkanı Muavini ise Kıbrıslı Türk olacaktı. Bunların her ikisi de veto yetkisi de dahil aynı yetkilere sahiptiler. Hükümet 7 Kıbrıslı Rum ve 3 Kıbrıslı Türk’ten oluşuyordu ve hükümetin kararları Cumhurbaşkanı ya da Cumhurbaşkanı Muavini tarafından veto edilebiliyordu. Bazı kararlar ayrı çoğunluk ilkelerine göre alınıyordu. Devlet daireleri ve kamusal alanda %70 Rum ve %30 Türk nispetine göre hareket edilecekti. Kıbrıs’ın %60’ı Rum ve %40’ı Türk olmak üzere ordu ve polis teşkilatı olacaktı. Başka bir deyişle Kıbrıs Cumhuriyeti iki toplumun birlikte yaşaması ve devleti birlikte yönetmesi esaslarına dayanıyordu.

Bu şekilde kurulmuş olan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yapısını nevi şahsına münhasır (sui generis) olarak nitelemek mümkündür.

Kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Türkler hiçbir surette azınlık olarak nitelenmemişlerdir. Kıbrıs Türkleri, Kıbrıs Rumlarından ayrı ırk, din, dil, kültür, örf ve adetleri ile yasama, yürütme ve yargı yetkilerine sahip bağımsız bir varlık durumundaydılar. Ancak Rumlar Türklerin eşit haklarla Cumhuriyetin idaresine katılmasını istemiyor, Türklere sadece bir azınlık hakkı tanımak istiyorlardı. Rumların nihai amaçları ise ENOSİS’ti.

KANLI NOEL

Bu amaçla hareket eden EOKA isimli örgüt adada etnik temizliğe girişmiş ve Türklere saldırmaya başlamıştır. EOKA’nın en büyük katliamı 24-25 Aralık 1963 Noel günlerinde gerçekleşmiş ve bu olay tarihe “Kanlı Noel” olarak geçmiştir. Bu olaylarda pek çok Türk şehit edilmiş ve birçoğu da yaralanmıştır. EOKA’cılar bazı Türk köylerinde de katliamlar yapmış ve bunları toplu mezarlara gömmüştür. Tüm bu olaylar üzerine Türkiye antlaşmalarla kendine tanınan hakka dayanarak tek taraflı olarak müdahaleye karar vermiş ve ilk olarak 25 Aralık 1963 günü Lefkoşa üzerinde Türk uçakları uyarı uçuşu gerçekleştirmiştir. Bu uyarı uçuşu sonunda EOKA’cılar Türkiye’nin müdahale konusunda kesin kararlı olduğunu anlamış ve ateşkes antlaşması imzalamak zorunda kalmıştır.

Kanlı Noel

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Başpiskopos Makarios “Kanlı Noel”den yalnızca bir hafta sonra yani 1 Ocak 1964’te Türkiye, İngiltere ve Yunanistan ile Garanti ve İttifak Antlaşmaları’nı tek taraflı olarak feshettiğini açıklamıştır. Böylece 16 Ağustos 1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti 1 Ocak 1964 tarihinde fiilen çökmüş oldu. Bu tarihten itibaren Kıbrıs’taki Rum Yönetimi gayrimeşru bir duruma düşmüştür.

1960 Anayasası adada işlemez hale geldiğinden ve Türklerin idareye katılması fiilen engellendiğinden Türk toplumunun tabi olacağı bir hukuk düzeni kalmamıştı. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin fiilen çöktüğü 1 Ocak 1964’ten sonra doğan bu boşluğu doldurmak amacıyla 28 Aralık 1967 tarihinde Kıbrıs Türk Toplumu 19 maddeden oluşan anayasal bir düzene dayalı Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi’ni ilan etmek durumunda kalmıştır.

Makarios yönetimi ve Yunanistan bu durumu protesto etmişse de Türkiye bu statünün Kıbrıs Türk toplumunun içişlerini ilgilendiren ve adadaki fiili durumu değiştirmeyen bir çalışma biçimi olduğunu deklare etmiştir. Bu şekilde kurulan Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi’nin başkanlığına Dr. Fazıl Küçük, başkan yardımcılığına ise Türk Toplum Meclisi Başkanı Rauf R. Denktaş getirilmiştir.

Bu dönemde Rum ve Türk taraflarınca yapılan görüşmelerden hiçbir sonuç alınamamıştır. Rum tarafının özellikle ENOSİS hayalinden vazgeçmemesi bu olumsuz durumda etkili olmuştur.

KIBRIS BARIŞ HAREKATI

Kıbrıs Rum kesiminde fanatiklerin yönetimi darbe ile ele geçirmesi ardından Türklerin yeniden katledilmeye başlaması ihtimaline karşı durumun ciddiyetini iyi bilen Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti 16 Temmuz 1974’te İngiltere’ye bir nota vermiş ve Kıbrıs’ta yasadışı darbenin sonuçlarının ortadan kaldırılması ve anayasal düzenin yeniden tesis edilmesi için iki garantör devletin iş birliği yapmasını önermiştir. Ancak ortak müdahale teklifi İngiltere tarafından sakıncalı bulunarak kabul edilmemiştir. Yapacak başka bir şeyi kalmayan Türkiye Cumhuriyeti Garanti Antlaşması’ndan doğan haklarını kullanarak 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı’nı başlatmıştır. Kıbrıslı Türk Mücahitlerin de desteklediği harekât üçüncü günün sonunda nihai barış çalışmalarının başlamasını beklemek üzere durdurulmuştur.

Kıbrıs Barış Harekatı

Tekrar yapılan görüşmelerden de bir sonuç çıkmamış ve Rum tarafının saldırılara yeniden başlaması üzerine İkinci Kıbrıs Barış Harekâtı gerçekleştirilmiş ve bugünkü sınırlar bu harekât ile çizilmiştir.

Kıbrıs Türk Toplumu, 13 Şubat 1975 tarihinde kendi bölgesinde Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin kurulduğunu ilan etmiştir. Anayasası, yapılan referandum sonucunda kabul edilen Kıbrıs Türk Federe Devleti, devlet başkanı, 40 üyeli Türk Federe Meclisi, 10 üyeli hükümeti, bağımsız Anayasa Mahkemesi ve her kademedeki mahkemeleri, Sayıştay’ı, güvenlik kuvvetleri, polis teşkilatı, yayın organları ve tüm kamu kuruluşlarına sahip olan bir devlettir. Kıbrıs Türk Federe Devlet’inin ilk devlet başkanlığına Rauf R. Denktaş seçilmiştir.

Not: Bu yazının yazılmasında ‘ALASYA Fikret; ‘Kıbrıs Tarihi ve Kıbrıs’ta Türk Eserleri’, Ankara, 1977’ ve ‘KIZILYÜREK Niyazi, ‘Daha Önceleri Nerelerdeydiniz? Dünden Bugüne Kıbrıs Müzakereleri’, Birikim Yayınları, İstanbul, 2009’ kaynaklarından faydalanılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.