Bir Kitap Çaldım Hayatım Değişti

Bugünlerde hayatlarında çıkmaza girmiş insanların kitaplara tutunma hikayelerine denk geliyorum uluslararası basında. The Guardian ve New York Times’ın yorum sayfalarında bulunan sıradan yaşamların basit görünen ama değerli çıkarımlar yapılabilecek yazılar bulunur. Bugün de sizlerle mucize içermeyen ama bir şekilde hayata tutunma hikayesi barındıran iki yaşamı paylaşacağım. Bu hayatlarda kitap okumanın faydası ve yavaş da olsa ortaya çıkardığı değişim gözler önüne seriliyor.

2005 yılının yazında Irak savaşından ülkesine dönen bir Amerikalıdır Kevin Powers. Kendini Richmond’taki apartman dairesine kapatmış, hayat ile bağlantısı yakınındaki bir marketten çok basit ve az olan günlük ihtiyaçlarını karşılamaktan ibarettir (gün boyu bira içmek gibi) Tüm bir yılı sarhoş olarak geçirir ve iletişim halinde olduğu tek insan da bira, sigara ve hot dogs aldığı marketin kasiyeridir.  Kendisini bu noktaya Irak’ta gördükleri mi, beynin kimyası mı yoksa kusurlu bir gen mi getirmiştir bilemediğini söyler.

Bilinçsizce Richmond Apartmanında yaşanan ve intihar fikirleri ile dolu bu hayattan kendisini kitapların çıkardığını söylemişti Kevin. Ama tam olarak bunun nasıl olduğundan emin değil. Kendisini intihar etmekten alıkoyan değişkeni net bir şekilde ayırt edemiyor. Zaten bu bilgiye haiz olsaydım bunu yaymaya adardım ömrümü diye de ekliyor.

Bu yaşadığı hayatta eline bir kitap alıp okuması pek akla yatkın görünmüyor Kevin Powers’ın. Zaten titreyen elleri, bir kapalı gözü ile ters tutulan bir kitaptan pek de hayır gelmeyeceği aşikâr. Ama bir gün, bir şekilde ‘The Collected Poems of Dylan Thomas’ kitabını eline alıyor ve bir mısra gözüne çarpıyor. ‘Bu şiirler -tüm hamlığı, şüpheciliği ve karışıklığı ile- Allah’a övgü için yazılmıştır, eğer öyle olmasıydı aptalın teki olurdum’

kişisel gelişim

Bu mısrada kendisini çeken şeyin düşünüleceğinin aksine dini olmadığını söylüyor yazar. Aksine hamlık, şüphecilik, zihin karmaşıklığının kendi hayatını nitelendirmede ne kadar doğru olduğunu görüyor ve bundan etkileniyor. Uzun zaman sonra kendisini ilk kez başka sözcüklerle nitelemeyi başarmıştır. Değişimin bir anda olmadığını ama zamanla olduğunu ekliyor yazar. Zamanla şunun farkına varıyor: bütün ne şekilde olursa olsun insani tecrübeler -buna ızdırap ve acı da dahil- paylaşıldığı zaman yüce bir huşuya dönüşebiliyor. İçki içmek veya ölmek yerine okumayı tercih eder bir hale geliyor Kevin. Onun yaşadıklarında bir mucize yok. Ani bir değişim, insanı hayrete sürükleyecek bir olay yok. Aslında belki de olmaması daha ilgi çekici olmalı bizler için. Çünkü hayatta mucizeler kişiseldir, peygamberlere hastır da diyebiliriz sanırım. Ama böylesi olağan akış içinde gerçekleşen dönüşümler hepimiz için günlük hayatımızda farklı tecrübelerde, farklı şekillerde gerçekleşebilir umudu taşır.

Bir diğer yaşantı ise yazımıza başlığını vermekte. Kötü bir çocukluk geçiren Jenn ne evde ne de okulda huzuru bulabilmiştir. Ebeveynleri kötü bir evlilik yapmıştır ve Jenn’in tek umudu bir an önce çocukluğunun bitmesidir. Bazı çocuklar kendini bilgisayara verir bazı çocuklar ise arkadaşları ile mutlu olurlar ama okula gitmeyen Jenn için böyle bir seçenek de yoktur. Evde yalnız kalmayı sevmeyen Jenn -ki okulu da sevmez- annesi ile birlikte iş yerine gider onu dışarda bir bankta bekler, bazen çarşıda yürüyüş yapar ve kütüphaneye gider. Kitaplar hakkında hiçbir bilgisi yoktur. Ne okuması gerektiğini bilmez. O dönemde kendisi ile hiçbir kütüphanecinin konuşmadığını da söyler. Kalorifer peteğinin yanına geçer ve zaman geçirir.

kütüphane

Bir gün 12 yaşındayken evde okula gitmemesi konusunda yaşanan büyük bir kavgadan sonra yine kütüphanenin yolunu tutar. Kurgu kitaplarının olduğu rafa yönelir ve bir kitap seçer. Kitaptaki dünyaya dalar ve bütün üzüntü ve kederini unutur. Öyle ki öğle arası geldiğinde aç değildir ve okumaya devam eder. Kitabı bitirdiğinde tekrar okur. Çok heyecanlıdır.

İkinci okumayı da bitirdiğinde okul seçeneğini kafasında tamamen bitirir. Bir şeyler değişmiştir. Kendini günlük, şiir, hikâye yazmaya adar. Kendisine kelimelerden nasıl bir dünya yaratacağını öğrenmiştir artık. Ve son bir mesajı vardır Harris kütüphanecilerine:

1990’ların ortasında o kitabı çaldım ve üzgün değilim. O kitap benim hayatımı kurtardı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.