AB’nin Balkanlar’da Türkiye ve Rusya Endişesi

Balkan Coğrafyası büyük güçlerin kozlarını paylaştığı bir sahne oldu tarih boyunca. Bütün dünyaya yayılan savaşın ilk kıvılcımı buradan atıldı, kanlı katliamlara ve soykırım girişimlerine bu topraklar sahne oldu. Sadece fiili çatışma dönemlerinde değil gerginliğin zirve yaptığı Soğuk Savaş dönemleri gibi zamanlarda da dünyanın odağında hep bu bölge vardı.

Son zamanlarda talihsiz geçmişine kıyasla sakin bir dönem yaşayan ve artık doğal güzellikleri ile de hatıra gelen balkanlar için The Guardian’da perde arkasında nasıl bir mücadele döndüğüne dair bir yorum yazısı yayımlandı. Yazının başrolündeki ülkeler ise bir hayli çeşitliydi: Rusya, Türkiye, Çin ve elbette Avrupa Birliği.

II. DÜNYA SAVAŞI BİTTİ AMA I. DÜNYA SAVAŞI SONUÇLANMADI

Yazı Türkiye, Rusya ve Çin’in bölgede istikrarsızlık yaratabileceği uyarısı ile başlarken hemen ardından ismi verilmeyen kıdemli bir Türk yetkilinin sözleri geliyordu: ‘İkinci Dünya Savaşı bitti ama Birinci Dünya Savaşı henüz sonuçlanmadı.’ Orta doğu hakkında yapıldığı belirtilen bu yorumun Moskova’dan, Kiev’den ya da Balkanlar’dan da duyulduğu yani bu bölgeler için de bir anlam ifade ettiği kolaylıkla ulaşılabilecek bir sonuç.

Bir tek bu yorum Brüksel’den pek duyulmamış olabilir yazara göre. Çünkü Avrupa Birliği henüz jeopolitikanın döndüğü bir dünya gerçeğine hazırlanmış değil. Jeopolitika ise kısaca hükümetlerin ve halkın topraklar ve sınırlarla fazlaca takıntılı olduğu ve ulusal gururun ekonomik büyümeden daha önemli görüldüğü bir düzen şeklinde tanımlanıyor.

İşte yazara göre bugün batı Balkanlarda yaşananlar tam olarak bu. Yani bu bölgeye, bahsedilen ülkelerin jeopolitik bakışının söz konusu olması. Bu ayın başında (Şubat) AB yeni balkan stratejisini ortaya koydu. Bu strateji Sırbistan, Karadağ, Bosna Hersek, Kosova, Makedonya ve Arnavutluk’un birliğe üyeliğe dair umudunu tazelemiş oldu. Bu bölge ülkeleri için birliğe üye olmanın bir mucize olmadığının ifade edilmesi gerekiyordu.

BALKANLAR’DA ANLATILAN AB ÜYELİĞİNE DAİR TÜRKİYE FIKRASI

Yazar bir balkan esprisini aktarıyor yazının bu bölümünde. Türkiye’nin üyelik için çok uzun süreler beklemesi gibi bu ülkelerin vatandaşları da uzun süredir beklemekteler ve bu fıkra da bu bekleyişi ortaya koyuyor: Konu AB üyeliğine gelince karamsarlar ile iyimserleri ayıran tek fark şu deniyor: İyimserler AB dönem başkanlığı Arnavutluk’tayken Türkiye’nin birliğe gireceğine inanıyorlar, kötümserler ise Türkiye AB dönem başkanıyken Arnavutluk’un birliğe gireceğine inanıyorlar. İki taraf için de bunun tek bir anlamı var: Arnavutluk hiçbir zaman AB üyesi olamayacak.

AB ve Türkiye

Bu bölgede statükonun sürdürülemeyeceğini belirten yazar mülteci krizi dışında birçok sebebin de Balkanlar konusunda başa dönülmesine yol açtığını söylüyor. Şimdi ise büyük bir entegrasyon hareketine girişmek için doğru zamanda olunduğunu vurguluyor. Bu bölgede başarı içinse AB’nin gerçekleşen jeopolitik değişimlerin farkında olması gerektiğine işaret ediliyor. 2003 yılında AB bu bölgede ilk üyelik sürecini başlattığında bu bölge ülkelerinin de gelecekte AB’nin bir parçası olacağına dair çok az şüphe vardı. Rusya bu bölgeyi o dönem sadece bir enerji koridoru olarak görüyor, Brüksel ile bir rekabete girmektense bölgedeki etkisini muhafaza etmekle yetinebiliyordu.

Türkiye ise 15 yıl önce AB üyeliği konusunda daha istekliydi bu nedenle Balkan politikasını AB’ye stratejik önemini göstermek üzerinden şekillendiriyordu. O günlerde Balkanlar denince kimsenin aklına Çin gelmiyordu bile.

BALKANLAR KONUSUNDA DEĞİŞEN POLİTİKALAR

Yazar Rusya, Türkiye ve Çin’in yakın zamana kadar bu bölgede AB ile bir rekabet içerisinde olmadıklarını yukarıdaki tespitlerle ifade ediyor. Şimdi ise bu bölgede değişen gündemlerin olduğuna vurgu yapıyor. Jeopolitik değerlendirmeler artık bu bölgede oldukça yaygın görülebilir. Çin bu yıl Sırbistan’da bir numaralı yabancı yatırıma sahip ülke olma durumunda. Asya ve Avrupa’yı birleştirecek hızlı tren projesi için bu bölgede çok sayıda altyapı projesine imza atıyor.

Ortada çok sayıda soru var. Avrupa Birliği Batı Balkan ülkelerine baskı yapmalı mı? AB entegrasyonu için bu ülkeler Çin ile iş yapmaktan vazgeçerlerse bunun yol açacağı maliyeti AB bu ülkeler için karşılayabilecek mi? Rusya’yı bu bölgede istikrarsızlığı artırması durumunda bunun kendi çıkarları açısından pek iyi olmayacağına dair ikna edebilecek mi?

TÜRKİYE KARTLARINI NASIL OYNAYACAK?

Son olarak yazıda tekrar Türkiye’ye değinen yazar Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin tarihin en zayıf döneminde olduğunu belirtiyor ve Erdoğan’ın Batı Balkanlarda kartlarını nasıl oynayacağının belirsiz olduğunu söylüyor. Ankara’nın bölgedeki Müslüman topluluklarla bağını kuvvetlendirmeye çalıştığına işaret ediyor. Bunun gibi Rusya’nın da bölgedeki Ortodoks mirasını kullanmayı hedeflediğini ifade ediyor. Ve şu soruyu soruyor: Suriye’de yaptıkları gibi Türkiye ve Rusya Balkanlarda da politikalarını koordine ederler mi?

Yazı şu uyarı ile son buluyor: Eğer AB bu yeni jeopolitik gerçekliğe uyanmakta geç kalırsa Batı Balkanlardaki stratejisi kaybetmeye mahkum.

Not: Söz konusu The Guardian’da yayımlanan yazıya gitmek için tıklayınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.