Seneca (Felsefesi)

Roma dönemi (İmparatorluk dönemi) Stoacıların önemli bir temsilcisi olan Seneca’nın felsefe öğretisi Stoacı Attalus ve Pythagorasçı Sotion’un görüşlerinin etkisinde şekillenmiştir. Seneca’nın yaşam öyküsünü özetlediğimiz yazıyı Seneca (Hayatı) başlığında bulabilirsiniz.

Öğretisini ‘doğaya uygun yaşamak’ ve ‘en yüce iyiye ulaşmak’ ilkeleri ile temellendiren Seneca, bu ilkelerin ancak bilge bir insan tarafından gerçekleştirebileceğini belirtir. Ona göre ‘hiç kimse bilgeliği öğrenmedikçe mutlu bir yaşam süremez’ idi.  Bilgelik, kişiye yaşamın zor koşullarına katlanmayı, çalışma ve gayret göstermeyle ruh halini doğa yasalarına göre dengelemeyi kısaca yaşamı çekilir hale getirmeyi öğretir.

Seneca’ya göre felsefenin tanımı şöyledir: ‘Felsefe halka özgü bir sanat değildir, gösteriş için tasarlanmamıştır, sözlerde değil, işlerdedir. Günleri biraz hoş geçirmek, boş vakti sıkıntılardan kurtarmak için değildir. Ruha biçim verir ve onu düzenler, yaşama hükmeder, davranışları yönetir, yapılması ve yapılmaması gerekenleri gösterir, dümende oturur ve şüpheler arasında dalgalanan kişilerin yönünü belirler.’

Seneca’nın bütün yapıtlarında sıklıkla söz ettiği ‘fakir bir yaşam sürmek,’ idealindeki insanı yaratmada başvurduğu yollardan biridir. İnsan aklını ve ruhunu kullanarak gönüllü fakirliği seçmeli, servet, şan, şöhret, mevki gibi geçici tutkulardan arınıp tek kalıcı olanı, erdemi bulmalıdır.

Seneca’nın Tanrı, alınyazısı, talih, ölüm ve intihar konularındaki görüşleri Stoa felsefesinin bu alandaki genel öğretileriyle uyum içindedir. Evrenin meydana gelişinde rastlantıyı reddeden Seneca, bu kadar mükemmel bir düzenin mutlaka bir koruyucusu olduğunu vurgular.

Seneca’nın Stoa felsefesine sonsuz inançla bağlı olan Lucilius’a ithaf ettiği ve Tanrının varlığıyla ilgili herhangi bir şüphesi olmayan Lucilius’un; ‘Tanrısal öngörü olduğu halde iyi insanların başına birtakım felaketlerin gelmesinin nedeni nedir?’ şeklindeki sorusunu yanıtladığı bir eseri mevcuttur. Seneca’nın bu soruya Stoa felsefesinin ahlak öğretisi ışığı altında, altı bölümden oluşan bir cevap verdiği eserinin adı ‘Tanrısal Öngörü’ dür.  Seneca’nın bu eserde yer alan ve düşüncelerini yansıtan, zamanın ötesinde ve insanda derin etki bırakan, özenle seçtiğimiz birtakım sözleri şu şekildedir:

SENECA’NIN SÖZLERİ

‘Tanrı iyi insanlara karşı babaların ruhuna sahiptir, onları mertçe sever ve ‘Gerçek güçlerini toplamaları için sıkıntılarla, ıstıraplarla, kayıplarla boğuşsunlar,’ der. … Yara almamış bir talih hiçbir darbeye karşı koyamaz.’

‘… Aylaklık hangi çalışkan kişiye bir ceza değil ki? Bedensel güçlerini geliştirmeye önem veren güreşçilerin en zorlu rakiplerle güreştiklerine ve kendilerini yarışmalara hazırlayan eğitmenlerinden ısrarla bütün güçlerini kendilerine karşı kullanmalarını istediklerine tanık oluruz; dövülseler de hırpalansalar da hiç ses çıkarmazlar; teke tek güreşecek rakip bulamazlarsa aynı anda birçok kişi ile güreşirler. Cesaret, rakibi olmazsa gevşeyip eğilir ne kadar büyük ve ne kadar kudretli olduğu, dayanabildiği şeyi bize sergilediğinde anlaşılır. … Neye katlandığın değil, nasıl katlandığın önemlidir.’

‘… başına hiçbir felaket gelmemiş insandan daha şanssızı yok.’

‘Örnek alınacak büyük insan yaşadığı kötü kaderle keşfedilir.’

‘… ‘Senin zavallı olduğunu düşünüyorum, çünkü hiçbir zaman zavallı olmadın. Yaşamını rakibin olmaksızın geçirdin; ne yapabileceğini kimse bilmeyecek, kendin bile.’ Çünkü insan kendisini tanıması için sınanmalıdır; bir atılım yapmadıkça ne yapabileceğini öğrenemezsin. Bu yüzden bazı insanlar gelmekte geciken felaketlere kendilerini gönül rızasıyla sunmuş ve karanlığa gömülmek üzere olan erdemlerini aydınlığa kavuşturmak için bir fırsat aramışlardır. Bana göre büyük adamlar çoğu zaman talihsizliklerden hoşlanır, tıpkı cesur askerlerin savaştan hoşlanması gibi.’

‘Aşırı mutluluk yüzünden duyarsızlaşanlara, sakin bir denizdeymiş gibi atıl bir ruh dinginliğinin pençesine düşenlere haklı olarak bahtsız insanlar diyebilirsin, çünkü başlarına ne gelse bir yenilik olarak gelecektir.’

‘Acımasız talih deneyimsiz insanları daha fazla ezer, narin bir boyun için boyunduruk ağır gelir. Yaralanma endişesi karşısında acemi askerin beti benzi atar, deneyimli asker ise kendi kanına cüretle bakar, çünkü kanı aktıktan sonra zafer kazanacağını çok iyi bilir. Bu yüzden tanrı, değer bulduğu ve sevdiği insanları sertleştirir, sınar, terbiye eder; öte yandan lütufta bulunuyormuş ve esirgiyormuş gibi göründüğü insanları zayıflatıp gelecek kötülüklere direnemeyecek hale getirir. Çünkü herhangi bir insanın esirgendiğini düşünürsen yanılırsın; çoktandır mutlu olan o insan da payına düşeni alacaktır; her kim bundan azat edilmiş gibi görünürse, onunki ertelenmiştir.’

‘Ölçüyü aşan her şey zararlıdır, ama en tehlikelisi ölçüsüz mutluluktur: Beyni uyarır, akla boş hayaller çağırır, yanlış ile doğru arasına kalın bir sis perdesi çeker.’

‘Doğaya uygun yaşantıyı alışkanlık edinen hiçbir şey zavallı olamaz; çünkü ilk başta zorunlulukla yapılan şeyler yavaş yavaş zevk vermeye başlar.’

‘Demek ki sürekli sıkıntılarla didişip durmak ve kötü olarak adlandırılmadıkça asla kötü olmayan olaylara sabırla katlanmak iyi insanların yararınadır; çünkü ancak böyle korkusuzca bir yaşam sürebilirler.’

‘… şeylerin aslında ne iyi ne de kötü olduğunu, iyinin sadece iyi insana teslim edilince iyi olacağını, kötünün sadece kötü insana yüklenince kötü olacağını göstermektir.’

‘Tanrı heves edilen şeyleri en aşağılık insanlara verip en iyileri yoksun bırakarak bunları öyle güzel gözden düşürür ki.’

‘O halde iyi insana düşen görev nedir? Kendini kadere sunmak. Bütüne karışıp gitmek büyük tesellidir.’

Not: Bu yazı Alfa Yayınlarınca Türkçeye çevrilmiş olan Seneca’nın ‘Tanrısal Öngörü, Yunan ve Latin Klasikleri’ isimli eseri kaynak alınarak yazılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.