Tek Kelime İle Türk Dış Politikasını Okumak

Kurban Bayramının son günlerini yaşadığımız bugünlerde The Washington Post’ta Türkiye’nin Ortadoğu ile ilişkisini bir kelime üzerinden açıklayan ilgi çekici bir yazı yayınlandı. Müslümanların büyük bölümü bayramı ifade etmek için ‘Eid’ kelimesini kullanırken, Türkçedeki ‘Bayram’ kelimesini diğer uluslar içerisinde yaşayan Türk soydaşlar kullanmaktalar.

Bu iki kelime arasındaki ayrım Türkiye’nin Müslüman dünyası üzerinde oynadığı rol ile paralellik göstermekteydi. Bir tarafta Türkiye’nin yumuşak gücünü kullanarak kültürel bağlar inşa edebildiği bir coğrafya, diğer tarafta ise sert güç kullanımına rağmen başarısız olunan coğrafya: Ortadoğu.

Batıdaki Müslüman topluluklar gibi Orta Doğu’daki, Kuzey Afrika’daki ve Güney Asya’daki Müslüman uluslar bayram için ‘Eid’ ismini kullanmaktalar. Buna mukabil, Türklerle ilişkili olan etnik gruplar – Rusya’daki Tatarlar, Kafkaslardaki Azeriler, Orta Asya’daki Özbek ve Kazaklar- dini günler için Türkçe kelime olan ‘Bayram’ ismini kullanmaktalar.

Aynı şekilde Osmanlı Hakimiyeti altındayken İslamiyet’le tanışan Boşnaklar ve Arnavutlar da ‘Bajram’ kelimesini kullanmaktadırlar. Bu, yüzyıllarca Osmanlı kontrolünde kalmış bölgedeki Sırbistan ve Yunanistan gibi ülkeler için de geçerli bir durumdur.

Bu konudaki etkili bir istisnayı ise Kürtçe ‘Jazhn’ kelimesini kullanan Kürtler oluşturmakta. Yazarlara göre bu istisna; Kürtlerin, Arap ve Türk sınırı arasında kalmış ve her iki tarafta da evinde hissetmeyen devletsiz bir azınlık olması ile uygun düşmektedir.

Söz konusu yazının devamında şu tespitler yer alıyor:

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidarı devraldığı 2002 yılından bu yana, Türkiye Müslüman ülkelerde büyük bir hırsla güç kullanma girişimlerinde bulundu. Erdoğan dış politika ile Osmanlı’nın ihtişamlı mirası arasında bir bağ oluşturmayı denedi. Erdoğan’a göre eski bir imparatorluk ve Müslüman güç olarak, Türkiye’nin bölgedeki diğer Müslüman ülkeler üzerinde doğal bir yumuşak güç kapasitesi vardı.

Erdoğan Orta Doğu’da -haritada görüldüğü gibi- etkili olma çabasındayken, Türkiye’nin bölge ile dinsel bağları kültürel farklılıklarla işlevsiz hale geldi. Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesi diğer başarısızlıklar gibi daha çok izole olmasına ve güvensizlik içinde kalmasına neden oldu. Türkiye, Suriye’de Esad rejimini devirmekte başarısız olduğu gibi IŞİD ve Suriye Kürtleri gibi yeni tehditlere de maruz kaldı.

Aynı zamanda, Türkiye’nin Mısır’da Müslüman Kardeşler’i desteklemesi ve Irak’ta Bağdat hükümetine karşı Sünni Kürtleri ve Arapları desteklemesi bölgede yalnızlaşmasına yol açtı. Bugün Katar ve bazı Iraklı Kürtler dışında Türkiye’nin Orta Doğu’da hiç müttefiki ya da dostu kalmadı.

Orta Doğu’daki bu çabalara karşın, Türkiye, kültürel ve tarihsel bağlar çerçevesinde yumuşak gücün ve ılımlı çabaların neticesinde Balkanlarda ve Orta Asya’da – ‘Bayram’ kelimesini kullanan coğrafya- daha başarılı sonuçlar aldı. Türkiye’nin en yüksek dini otoritesi olan Diyanet Rusya’da sıcak karşılandı, Türk iş adamları Rusya’da ve diğer eski Sovyet Cumhuriyetlerinde çok başarılı işler gerçekleştirdi. Balkan ve Orta Asya ülkeleri Birleşmiş Milletler gibi uluslararası forumlarda Türkiye’nin en güçlü destekçileri oldu.

Jeopolitik vizyon açısından ‘Bayram Coğrafyası’ çok büyük bir anlam ifade etmeyebilir ama en azından ‘değerli yalnızlığı’ aşmada faydalı olabilir.

Not: Söz konusu yazı için:

https://www.washingtonpost.com/news/worldviews/wp/2017/09/02/turkeys-complicated-relationship-with-the-middle-east-explained-by-one-word/?utm_term=.f07048381e1a

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.