Erie Savaşı

Özellikle 18. Ve 19. Yüzyıllar boyunca hızlıca büyüyen ve zenginleşen Amerika Birleşik Devletleri’nde demiryolları zenginliğin önemli bir aracıydı. Bu dönemde çok sayıda insanın kaderini bu ağlar değiştirivermişti. Bundan dolayı A.B.D. tarihinde demiryolları sadece bir ulaşım aracı olmakla kalmamış, aynı zamanda hızlı zenginleşmenin kaynağı ve siyasi, hukuki, illegal her türlü mücadelenin de simgesi olarak kabul görmüştür. Bu sayısız mücadelelerin bir örneğini de ‘Erie Savaşları’ oluşturmaktadır.

New Jersey’den Hudson Nehri boyunca Buffalo’ya giden, zamanın en uzun hattına sahip olan Erie Demiryolu mücadelenin sebebini oluşturmaktaydı. New York hattının sahibi Cornelius Vanderbilt idi ve Buffalo ve büyük olasılıkla Chicago’daki hizmet tekelini garantiye almak için Erie Demiryolu’na da sahip olmak istiyordu. Ekonomi yazarı J.K. Galbraith’in de belirttiği üzere Vanderbilt’in hizmet anlayışı halkı soymaktan ibaretti.[i]

Demiryolunun denetimi ise Jay Gould, James Fisk ve Daniel Drew’deydi. A.B.D. iç savaşı sırasında altın ve devlet tahvilleri ticareti ile zenginleşmiş, savaş sonrası zenginliğini demiryolu şirketi alım satımında kullanmış, illegal işlerde tecrübeli baronlardı bunlar.

A.B.D.’nin en zengin adamlarından Vanderbilt’in avantajı parasıydı ve bununla demiryolunun denetimini eline geçirebilecek kadar hisseyi borsadan satın alabileceğini umuyordu.

1867 yılında başlayan mücadelede ‘Erie Çetesi’ sahibi oldukları baskı makineleri ile Vanderbilt’in satın alamayacağı kadar sahte hisse senedi bastılar. Vanderbilt mahkemeye başvurdu ve New York Devlet Yüksek Mahkemesi yargıcı George Gardner Barnard’ı para ile kendisine bağladı. Barnard, Gould ve arkadaşlarını yakalama kararı çıkarmakla tehdit edince çete Hudson Nehri’nin karşısına geçip Jersey kentine kaçtı. Burada Taylor adlı bir oteli Taylor Kalesi ismi ile bir karargâh haline getirerek önüne de bayrak asıp savunmaya geçtiler. Daha sonra ise New York’a geri dönen Erie Çetesi New York Eyaleti Yasama Organı mensuplarını satın aldı. Böylece daha önceki illegal senet işlerini yasallaştıran kanunlar çıkarttılar ve New York demiryolları ile Erie Demiryolları’nın birleştirilmesini engellediler. Erie Çetesinin yasamayı ele geçirmesinde kritik kişi ise Senatör William Tweed oldu. Ayrıca Yargıç Barnard’ı da Vanderbilt’ten almayı başarmışlardı.

Bu savaşın tam olarak nasıl sonlandığı net olmamakla birlikte, Erie demiryolları zamanla iflas etti ve Erie Çetesi dağıldı. Çete üyesi Fisk aynı kadını sevdiği Edward Stokes tarafından vurularak genç yaşta ölmüştü. Vanderbilt her ne kadar Erie Demiryolları’nı satın alamadıysa da Amerika’nın en zengin adamı olarak kalmayı başardı.

Amerikan tarihine zenginlikleri ile geçen bu insanlar para ile elde edemedikleri sosyal statüyü ise prestijli evlilikler yaparak elde etmeye çalışmışlardır. Vanderbilt ailesi İngiliz Marlborough Dükü ile kızlarını evlendirirken bu evlilik için 2.500.000 doları (zamanla artan masraflarla 10 milyon doları) gözden çıkarmışlardır. Böylece Vanderbilt ailesinin geleneksel ‘soyguncular kralı’ imajı tümüyle silinmiş, ün ve saygınlığa kavuşmuşlardır.[ii] Winston Churchill de bu ailenin bir üyesidir. Keza Jay Gould da adını saygınlığa kavuşturmak amacıyla kızını bir Kont ile parasal gücünü kullanarak evlendirmiştir.

‘Amerika’yı inşa eden insanlar’ arasında gösterilen Vanderbilt’in bir de kendi ismini taşıyan bir üniversitesi mevcuttur. Servetleri ve gösterişi sevmeleri ile ünlü Erie Çetesi üyelerinin ve Vanderbilt’in hikayesi ilginç ayrıntılarla dolu Amerikan tarihinin çarpıcı bir örneğidir.

[i]  J.K. GALBRAITH; ‘Kuşku Çağı’, Altın Kitaplar Yayınevi, Ekim 2004, İstanbul.

[ii] A.g.e

New York Times: http://www.nytimes.com/learning/general/onthisday/harp/0330.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.