Afyon Savaşı

İlk Afyon Savaşı 1839- 1842 yılları arasında İngiltere’nin, dış ticaret açığını kapatabilmek için Çin’in daha fazla limanını İngiliz tüccarlara açmasını sağlamak hedefi doğrultusunda gerçekleşmiştir.

Çin’in Avrupa ile teması, 13. ve 14. yüzyıllara kadar, yani Marco Polo zamanına kadar gitmektedir. Avrupa ile Çin arasında geniş bir ticaret ağı söz konusuydu. Uzakdoğu’nun baharatı ve Çin’in ipekli kumaşları Avrupa’da çok tüketilen mallardı. Fakat Ortaçağ’dan itibaren Çin’in Avrupa ile münasebeti kesilmiştir. Çin gibi Japonya da kapılarını Batı’ya kapamıştır. Fahir Armaoğlu’na göre bunun sebebi, Avrupa devletlerinin Çin’de ve Japonya’da Hıristiyanlığı yayma amacıyla yaptıkları propaganda çalışmalarıydı. Bu propaganda çabaları din konusunda en az Avrupa kadar hassas olan bilhassa Çin’de büyük tepkiyle karşılanmıştır. Misyonerlere duyulan bu tepki neticeside Çin ve Japonya 17. yüzyıl sonlarında Avrupa ile ilişkilerini asgari seviyeye indirmeye çalışmışlardır. [Armaoğlu F. (2017) ‘20. yüzyıl siyasi tarihi’ İstanbul: Timaş]

Bir yüzyılı aşan Qing (Mançu) Hanedanlığı süresince Çin, Avrupa Kontrolüne karşı ekonomik sistemini Avrupalı tüccarlara sınırlamalar getirerek korumuştur. Bu sınırlamalar Avrupalı tüccarların sadece bir limanı (Kanton) kullanmasına imkân vermekte (söz konusu limanın bugünkü adı Guangzhou’dur) ve ithalatı sınırlandıran, yüksek vergiler düzenleyen Hong olarak bilinen bir kartel dışında başka kimse ile direkt ticaret yapmalarını da engellemektedir. Akademisyen Oral Sander ise Armaoğlu’ndan farklı olarak Çin’in bu kapalılığını, ülkenin geleneksel anlayışına dayandırmaktadır. Çin’in geleneksel anlayışına göre, tüccarlar, maddi kazanç peşinde koşan hiçbir şey üretmeyen sömürgen asalaklardır ve yabancılar da tümüyle barbar kişilerdir. [Sander O. (2006) ‘Siyasi tarih ilkçağlardan 1918’e’ Ankara: İmge]

Bu zorlayıcı şartlar İngiltere’ye büyük bir ticaret açığı yükü getirdi. İngiltere Çin’den ipek, porselen ve çay ithal ederken buna karşılık Çin’e kısıtlı sayıda mal satabiliyordu. Hong ise satılan mallar karşılığında tek para birimi olarak gümüşü kabul ediyordu. İşte İngiltere bu büyük sorununa çözümü Çin’e afyon satmakta bulacaktı.

1830’lara dek İngiliz Doğu Hindistan Şirketi’nin (East India Company) aracılığıyla Çinli memurlara rüşvet verilerek afyon çiçeği Çin’e sokulmaya başladı. 1832 yılına dek Çin’e 15 milyon dolar değerinde afyon girmekteydi. İngiltere bu afyon ticaretinden bir hayli para kazanmaktaydı. Ülkede gittikçe afyon bağımlılığı yaygınlaşınca, 1839 yılının mart ayında Çin İmparatoru gemilerdeki afyonların devredilmesini talep etti. Tüm ticaret askıya alındı ve bazı İngiliz tüccarlar rehin olarak tutuldu. İngiltere’nin en değerli ihracatı sekteye uğruyordu.

Bunun üzerine İngiltere savaş gemilerini Çin’e yolladı. 1840 yılının Haziran’ında çok üstün olan İngiliz kuvvetleri kısa sürede yukarıda Guangzhou olarak bahsettiğimiz Kanton limanı ile birlikte diğer limanları da ele geçirdi ve nehir havzalarını kuşattı. Kesin bir yenilgiye uğrayan Çin, 29 Ağustos 1842 yılında Nanjing (Nanking) Antlaşmasını imzalamaya zorlandı. Hemen ardından da 1843 Ekim’inde Bogue Antlaşması imzalandı. Eşit olmayan antlaşmalar olarak da bilinen bu antlaşmalar Çin’e çok ağır yükler yükledi. Çin daha fazla limanını dış ticarete açıyor, İngiltere’ye dış ticarette ayrıcalıklar getiren bir statü olan En Çok Gözetilen Ulus Kaydı (Most Favored Nation) statüsü veriliyor, yine Çin, Hong Kong’u teslim ediyor ve yok edilen afyonlar için tazminat ödemek zorunda kalıyordu.  Ayrıca İngilizlerin (Extraterritoriality status) yerel Çin kanunlarından muaf olacak bir statüye erişmeleri de yine kabul ediliyordu.

Bu antlaşma ile korumacı bir tutum sergileyen Çin’in Batılı devletlerce sömürülmesinin yolu iyice açılmış ve Çin müdahalelere açık bir hal alarak çalkantılı bir sürece girmiştir. Çin’in 1842 yılından itibaren Avrupa’nın yoğun sömürüsüne maruz kalması ve Avrupa devletlerinin Çin’in adeta başına üşüşmeleri, Çin halkının tepkisine neden oldu ve 1851’de Taypingler Ayaklanması çıktı. Yabancı karşıtlığına dayanan bu hareket nedeniyle Avrupa devletleri birlik oluşturarak Çin sularına donanmalarını gönderdiler. Bu baskı karşısında Çin imparatoru, Taypingler Aayaklanması’nı bastırmakla birlikte, 1858 yılında İngiltere ve Fransa ile imzaladığı Tien – Tsin Anlaşması ile 11 limanını daha Avrupa ticaretine açmak zorunda kaldı.

Çin her ne kadar karşı karşıya kaldığı sömürü hücumunu Avrupa devletlerini birbirine karşı oynamak suretiyle hafifletmeye çalışmışsa da günden güne biraz daha batağa saplanmaktan kurtulamamıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.