İdealizm

İdealizm iki savaş arasında uluslararası ilişkilerin barışçı bir yöntemle düzenlenmesi bağlamında ortaya konulan fikirlerin oluşturduğu bir teori olup, Uluslararası İlişkiler disiplinin doğmasına da aracı olmuştur. Bu teoride Birinci Dünya Savaşı’na yol açan sistemin dönüştürülerek benzeri savaşların önlenebilmesi amaçlanmıştır. Ancak İdealizm sadece savaş ve barış konusuyla ilgilenmekle kalmamış bununla birlikte insanlığın içinde bulunduğu tüm sorunlar ve gelişmelerle de ilgili olarak görüşler sunmuştur.

İdealizm ideal bir dünya düzeninin kurulmasına önem verir; uluslararası ilişkilerdeki mevcut ya da reel durumların veya gerçeklerin olumsuz ve kötü olduğundan hareketle, ideal bir dünya düzeninin parametrelerini ortaya koyar. Bu bağlamda İdealizm Realizm’e muhalif bir teori olup, Realizm’in gerçek olarak kabul ettiği savaş, güç dengesi, insan doğasının kötülüğü, uluslararası anarşi gibi durumları ortadan kaldırıp, bunların yerine barışın, işbirliğinin, insan doğasının iyiliğinin, istikrarın ve düzenin geçerli olduğu ideal bir uluslararası ilişkiler oluşturmaya çalışır.

İdealizm, ideal kelimesinden de anlaşılabileceği gibi olanı veya reel durumu değil olması gereken, ideal durumu önemseyen normatif bir teoridir.  Uluslararası ilişkilerde etik gibi kavramları dikkate alır.

İki savaş arası dönemde önem kazanan konular İdealizm’in gündemini ve içeriğini de belirlemiştir. Bunlar; dünya hükümetinin kurulması, uluslararası ilişkilerde pasifist olunması, uluslararası polis gücünün kurulması, uluslararası kamuoyunun etkili olabilmesi, Milletler Cemiyeti ve müşterek güvenlik sistemine destek verilmesi ve saygı gösterilmesi, silahsızlanmanın uygulanması, daha kapsamlı bir uluslararası hukuk düzeninin kurulması, gizli diplomasi yerine açık diplomasinin uygulanması, karşılıklı işbirliğinin ve bağımlılığın geliştirilmesi gibi konulardır.

İdealizm Aydınlanma düşüncesinin bir ürünüdür. Aydınlanma, özü itibariyle insanların rasyonel ve bilimsel çabaları ile ve reformlar yaparak değişim sağlayabileceğini ve daha ‘aydın’ ve ‘ileri’ olabileceğini savunur. Filozoflar, Aydınlanma felsefesi ve tecrübesinden hareketle, uluslararası ilişkileri daha iyi ve ileri bir noktaya getirmenin mümkün olduğunu iddia etmişlerdir.

İdealizm insana da fazlasıyla güvenir. İnsan doğasını esasen iyi olarak kabul eder. İnsan, savaşı değil barışı savunur ve barışı tesis etmeye çalışır. Eğer insan kötü niyet ve davranışlar gösteriyorsa bu insanın doğasından kaynaklı değil, olumsuz çevre şartlarından dolayıdır. Bu kötü şartların ortadan kaldırılmasıyla ve insanın eğitilmesi ile bu problem çözülebilir İdealizm’e göre.

İdealizm devletler arasında çıkar çatışması olduğunu düşünmez aksine çıkarlar uyumu vardır der. Uluslararası anarşi önlenebilir. Aktörler arası diyalog, işbirliği idealizm açısından son derece önemlidir. Uluslararası ekonomik işbirliği ve ticaret bu uyuma katkı sağlar. Bu bağlamda uluslararası ticaretin serbestleşmesi, engellerin kaldırılması yararlı olacaktır. Yine Uluslararası kurumlar, uluslararası düzenin kurulması için önemli olarak görülür. Uluslararası hukuk düzen ve istikrar getirir.

Demokrasi de İdealizmin önemli konularından bir diğerini oluşturur. Demokrasi barışa katkı sağlar çünkü insan özünde iyidir ve savaş istemez bundan dolayı demokratik sistemle yönetilen ve halkın yönetimde söz sahibi olduğu devletler savaşmaya isteksiz olacak, olabildiğince savaşmaktan kaçınacaktır.

İdealizm farklı teori savunucuları tarafından ciddi manada eleştiriler almış, bir takım başarısızlık olarak addedilen sorulara muhatap olmuştur. İdealizm’in başarısız olarak görülmesinde iki konu ön plana çıkmaktadır. İdealizm’in önemli savunucu A.B.D. Başkanı Wilson’un kendi ülkesinden destek alamaması İdealizm’in ciddi bir düşüşe geçmesine neden olmuştur. ABD kongresi, Wilson Yönetimi’nin Milletler Cemiyeti’ne üyelik isteğini reddederek ABD’nin Birinci Dünya Savaşı öncesi Yalnızcılık Politikasına dönmesini sağlamıştır. Bunun sonucunda, Milletler Cemiyeti ve diğer düzenlemeler, İngiltere ve Fransa’nın öncülüğünde işleyen bir güç rekabetine ve çıkar hesaplarına kurban olmuştur.

İngiltere ve Fransa iki savaş arası dönemde Sovyetler Birliği’ne karşı güç dengesi sağlamak amacıyla Nazi Hitler’in Almanya’sına ve Faşist Mussoli’nin İtalya’sına yakınlaşmayı tercih etmiştir. Dolayısıyla, İdealizm yerine Realizm anlayışına göre politikalar uygulanmıştır. Uluslararası sistemde güç dengesi ve kutuplaşması meydana gelmiş ve bu da İkinci Dünya Savaşı’na yol açmıştır.

Bu sonuç İdealizm’in iflası olarak algılanmış ve İdealizm popülerliğini yitirerek yerine Realizm hâkim olmuştur. Yalnız İdealizm’in etkisi tamamen sona ermemiş, bazı İdealist düzenlemeler hayata geçirilmiştir. Birleşmiş Milletler örgütü kuruldu, Avrupa Birliği gibi barışçıl bir bütünleşme hayata geçti. Uluslararası hukuki düzenlemeler yapıldı. Serbest ticaret zamanla gelişti.

Görüleceği gibi, Ütopik olduğu yönündeki gibi çok sayıda çeşitli eleştiriler almış olsa da İdealizm uluslararası sistemde her dönem kendine yer bulmuş bir teori olmuştur.

Not: Bu yazı Ramazan Gözen tarafından derlenen ‘Uluslararası İlişkiler Teorileri’ isimli İletişim Yayınlarına ait kitaptan özetlenmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.