Jean-Jacques Rousseau

Rousseau okuyucuya düşüncelerini dikte etmekten uzak, daha çok okuyucu ile sohbet eden tarzda yazılar yazmıştır. Zaman zaman bazı düşüncelerinde kesin bir yargıya ulaşmadığı, sorgulamalarının devam ettiği de yazılarında görülmektedir. Bundan dolayı bazı tutarsızlıklara eserlerinde rastlanabilse de Rousseau verdiği eserlerle siyasal düşünceler tarihinde çok önemli bir yer edinmiş, düşünceleri ile bütün bir dünyaya yol gösterici olmuştur. Bugün dahi düşünceleri özellikle siyaset felsefesi başta olmak üzere farklı sosyal alanlarda temel alınmaya devam etmektedir.

Rousseau özellikle ulusal egemenlik, yurttaşlık üzerine yoğunlaşmış, Fransız devriminin önemli bir ismi olmuştur. Onu diğer düşünürlerden farklı olarak realist, liberal gibi ifadelerle tanımlamak zordur. Bunun nedeni Rousseau’nun bir sanatçı gibi yazmasıdır. Fikirleri 18.yy’ın romantik düşünceleri ile benzerlik göstermektedir. Pek çok romantik yazar doğaya çekilmeyi tercih eder çünkü uygarlaşmamış doğa onlara ilham verir. İnsanı sadece rasyonalite ile değil tutkuları, hisleri, irrasyonalite ile de tanımlarlar. Bu bağlamda Romantizm, Aydınlanmanın kuru akılcılığını da eleştirmiştir.

Toplum Sözleşmesi Rousseau’nun en meşhur eseridir. Bu eserinde haklı ve doğru bir toplumun temellerini atabilme amacı güder. Rousseau doğal yaşama halindeki ilk özgürlüğün ve eşitliğin özlemini çeker. Oysa toplum düzenine geçince mal-mülk tutkusu ve güçlü insanların başkalarını buyruk altına almasıyla ortaya çıkan kölelik – efendi ilişkisi ile insanlar özgürlüğü ve eşitliği kaybetmişlerdir.

Rousseau; ‘Niyetim, insanları oldukları gibi, yasaları da olabilecekleri gibi ele alıp, toplum düzeninde güvenilir ve haklı bir yönetim kuralı bulunup bulunamayacağını araştırmaktır.’ der. Her şekilde ‘yaradılışa uygun’ bir düzen oluşturma çabasındadır. Adaleti ve faydayı hakkaniyetli bir şekilde uzlaştırmaktan bahseder. Yani hem adil hem de işlerlik kazanmış bir sistem hayali vardır.

Köleliği eleştirir Rousseau ve köleliği savunan düşünürlere de karşı çıkar. Köleliğin doğaya aykırı olduğunu ama köleliği doğal duruma getirenin kaba güç ve kölelerin korkaklıkları olduğunu söyler. Ayrıca kölelik konusuna kitabında önemli bir yer ayırır ve köleliğe karşı net bir tutum sergiler.

Rousseau toplum sözleşmeci düşünürler arasındadır. Locke ve Hobbes’ta sözleşme bireysel çıkarlar içindir. (Locke’ta özel mülkiyet, Hobbes’ta güvenlik amaçlanır.) Rousseau’da sözleşme bir irade beyanıdır. İnsanlar neden bir sözleşmeye ihtiyaç duyar sorusuna da eserinde yanıt verir. Doğal yaşama halindeyken insanlar tek tek yaşayarak yok olup gitme tehlikesi ile karşı karşıyadırlar. Oysa varlıklarını ve güçlerini bir arada ‘genel istemin’ buyruğuna verirlerse insanlar daha güçlü olur. Aynı zamanda öyle bir toplum biçimi olmalıdır ki, her insan hem herkesle birleştiği halde yine kendi buyruğunda kalsın hem de eskisi kadar özgür olsun der.

İnsanların bireysel çıkar peşinde koşturan benliğini bırakıp, daha üst bir bedene, vatandaşlığa kendini adamalarını sağlamaya çalışır. Yurttaşlar kendilerinden daha büyük bir egemenliğe kendini adamalıdır. Bu noktada, bireysel çıkarlar ile toplumsal çıkarları toplum sözleşmesi ile birleştirmeye çalışır Rousseau. İnsan bir toplumun parçası olmakla bir kişinin yapabileceklerinin çok üzerinde bir gücün parçası olarak faydalar sağlarken durum herkes için artık birdir ve başkalarının bu hakkına da saygı göstererek topluma uyar.

Locke’ta da bir irade söz konusudur örneğin. Ama Locke’ta bireysel çıkarlar ön planda iken Rousseau’da bireysel çıkarları bırakıp kendini kamu iyiliğine adamak temeldir. Rousseau için kimi zaman kendini yurttaşlığa adamış birkaç insan, genel iradeyi daha iyi anlayabilir. Bu bakımdan bazen toplumun iyiliği için birkaç insan halkı bir şekilde ikna ederek toplumsal kararları alabilir. Çünkü halk her zaman iyi olanı göremez.

Rousseau temsili demokrasiye inanmaz. Halkın doğrudan, temsilciler olmadan toplumsal kararlara katılımını önemser. Çünkü bir yurttaşın en önemli görevi budur ve bunu da severek yapması gerekir der. İyi kurulmuş bir devlette yurttaşların özel işleri azalır, kamu işlerini özel işlerinden üstün tutarlar diye de ekler. Egemenlik başkalarına aktarılmaz, genel istem temsil olunmaz diye vurgular.

Daha önce hakkında yazdığımız düşünür Montesquieu ile fikirlerinde birçok paralellik görebileceğiniz Rousseau’nun düşüncelerini genel manada bu şekilde özetledik. Belki daha sonra okuyuculardan talep de olursa ayrıca sadece Toplum Sözleşmesi’ni konu alan bir yazı da yazabiliriz. Bu yazıda da Toplum Sözleşmesi’ne değindik ama ince bir eser olmasına karşın her cümlesi çok uzun yorumlara yol açabilecek derinlikte olması nedeniyle burada sadece belli noktalara vurgu yapmış olduk.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.