Rantiye Devlet

1970’li yılların başında Hossein Mahdevy tarafından özellikle dönemin İran’ını tanımlamak için ortaya atılmış bir teoridir. Rantiye devlet (rentier state), ulusal gelirlerinin önemli bir kısmını doğal yerel kaynakların ihraç edilmesi ile sağlayan devletleri tanımlamak için kullanılır. Mahdevy’den sonra kavramı daha da geliştiren Beblawi ve Luciani gibi akademisyenler rantiye devletin dört temel özelliğini şöyle sıralamaktadırlar:

  • Devletin ulusal gelirlerinin önemli bir kısmının söz konusu ranttan (petrol, doğalgaz vs.) sağlanıyor olması,
  • Rantın dış dünyadan geliyor olması,
  • Dış dünyadan gelen rantın direkt olarak devletin kontrolüne giriyor olması,
  • Nüfusun küçük bir kısmının rant üretimine katılıyor olması, büyük çoğunluğunun rantın kullanılması ve dağıtılması süreçlerinin dışında olması.

Rantiye devlet kavramında bahsi geçen rant daha çok petrolü çağrıştırırken bu kavramla birlikte akıllara petrol zengini Ortadoğu ülkeleri yani Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, İran, Irak, Kuveyt ve Katar gelmektedir. Venezuela gibi Latin Amerika ülkeleri dışında Nijerya, Uganda, Angola, Gana, Güney Sudan gibi Afrika ülkeleri de bu teorinin kapsamına girmektedir. Böylesi ranta sahip devletlerde rantın demokratikleşmeye ve sivil toplum oluşumuna engel olduğu belirtilir. Rantiye devlet teorisi bu ülkelerde demokrasinin gelişememesi konusunda birtakım açıklamalar getirmektedir.

rentier

Ulusal geliri rantiye devletler gibi yerel kaynakların ihracatından elde edilmeyen devletlerde yöneticilerin yaptıkları veya yapacakları icraatlar için halkın onayını almak gibi bir zorunlulukları vardır. Yani halkın desteğine ihtiyaç duyarlar. Çünkü devleti yönetmek için paraya ihtiyaç vardır ve bu da halkın/vatandaşın verdiği vergiler ile elde edilir. Vergisini ödeyen vatandaşlar bunun karşılığında devletten hak talep ederler. İcraatları sorgularlar. Oysa rantiye devletlerde rant -örneğin petrol satışından elde edilen gelir- sayesinde dış dünyadan önemli bir gelir elde eden devlet halkın vergilerine fazla bir bağımlılık duymaz. Bu da halkın taleplerinin karşılık bulmamasına yol açar.

Teoriye göre bahsedilen tüm bu sebeplerden dolayı sınırları içerisinde çıkan bir doğal kaynak ile geçinen devletlerde demokrasi gelişmemektedir. Ayrıca bazı yorumlarda bunun için sadece bir doğal kaynak olmasının da gerekmediği belirtilir. Örneğin dış yardımlarla geçinen veya sadece bir emtiaya bağlı olan devletler için de aynı durumun geçerli olduğu söylenir.

Son olarak kısaca bir de ‘Allocation State’ ile ‘Production State’ terimlerini tanımlayalım. Allocation State ile tarif edilen rantiye devletlerdir. Bu devletlerde gelir dışarıdan tahsis edilir (petrol satışı gibi). Devlet geliri ‘dağıtan’ rolü üstlenir. Production State ise üretime dayalı devletlerdir. Kendi yurtiçi kaynaklarını kullanır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.