Güvenlik Ve Tutuklunun İkilemi

Daha önce Peloponnesos Savaşı‘nı anlatmış ve güvenlik ikilemine değinmiştik. Kısaca tekrar edersek, Güvenlik İkilemi anarşi koşullarında (üst bir hükümetin olmadığı durumlarda) bir devletin güvenliğini artırmaya yönelik çaba içine girmesi ile diğer tüm devletlerin güven kaygısına kapılmasını içeren bir döngüdür. Bir devletin güçlenerek kendisini tehdit etmesinden endişe duyan bir başka devlet de kendini korumak amacıyla gücünü artırmaya gidecektir. Karşılıklı bu çabalar iki devleti daha güvensiz hale getirecek bir ortam oluşturur. Buna Güvenlik İkilemi denmektedir.

Peki bu güvenlik ikileminden devletler karşılıklı iletişim kurarak kaçınamazlar mı? Tutuklunun İkilemi’ndeki senaryo ise bu soruya bir tür yanıt oluşturur. Tutuklunun İkilemi (Tutsak İkilemi/Mahkum İkilemi/Açmazı/Prisoner’s Dilemma) senaryosu şu şekilde açıklanır: Polisin, üzerlerinde uyuşturucu bulunan iki adamı tutukladığını varsayalım. Bu suçun karşılığı birer yıl olarak öngörülsün. Polisin adamların uyuşturucu satıcısı olduğuna inanmak için nedenleri vardır ama mahkûmiyet için yeterli bir delil elinde yoktur. Uyuşturucu satışı yapmanın cezası ise 25 yıldır. Adamlardan biri diğerine karşı tanıklık yaparsa aleyhine tanıklık yapılan için 25 yıllık ceza söz konusu olmaktadır. Adamlarla ayrı ayrı konuşulur ve ötekinin uyuşturucu satıcısı olduğuna dair ifade verirse salınacağı söylenir. Her ikisi de ifade verirse 10’ar yıllık ceza alacaklardır.

Şüpheliler birbirleriyle iletişim kuramazlar. Her ikisi de aynı ikilem içerisindedirler. Ortağını gammazlarsa özgürlüğünü elde edebilir, sessiz kalırsa hapiste 1 yıl kalır. Her ikisinin birbirini gammazlaması ise yine her ikisi için 10’ar yıllık bir cezayı getirir. Her iki tutuklu da sessiz kalırsam da ya o beni gammazlarsa diye düşünür.

Özgürlük, bir yıl, on yıl ve yirmi beş yıl hapis seçenekleri vardır. İletişim olmadığında işbirliği yapmak zordur. Birbirleri ile konuşabilselerdi sessiz kalarak bir yıllık hapis ile kurtulabilirlerdi. Eğer iletişim kurabilselerdi bile birbirlerine güvenmeme durumları söz konusu olabilirdi. Uluslararası politikada da iletişim ve güven sorunları mevcuttur. İşte bu güvensizlik duygusu devletlerin işbirliği yapmalarını zorlaştırır. Tıpkı Peloponnesos Savaşı’nda Atina ve Sparta’nın savaşa girmeme konusunda birbirlerine güvenememeleri ve geç hareket ederek karşı tarafın güçlenmesine müsaade etmelerinden endişe duymaları gibi.

Tutuklunun İkilemi oyununu taraflar ilk kez oynuyorsa işbirliğini sağlamaları daha güçtür. Tekrar tekrar oynayarak ise işbirliği yapmayı öğrenebilirler, birbirleri ve olası davranışları hakkında tecrübe edinebilirler. Böylece bu iki İkilemi de günümüze göre yorumlayabilmek, kişisel farklı görüşler üretebilmek hala mümkündür. Sosyal alanlar her daim gelişmeye açık alanlardır.

Not: Bu yazı, Joseph S. Nye ve David A. Welch’in Türkçeye ‘Küresel Çatışmayı Ve İşbirliğini Anlamak’  başlığı ile çevrilmiş eserinden faydalanılarak yazılmıştır. (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.